Ocak ayına ilişkin tarım dışı istihdam verileri açıklandı. Açıklanan verilerin bir hayli dikkat çekici olduğunu belirtelim. Öncelikle bu data setinde piyasaların beklentisi nelerdi onları hatırlatalım:
Tarım Dışı İstihdam = Piyasa Ocak ayında 190 bin artış bekliyordu. Aralık ayında gerçekleşen 292 bin veriyi baz aldığımızda istihdam piyasasında zayıflama beklentisi piyasada oluşan ortak konsensüstü.
İşsizlik = %5 oranında sabit kalacağı bekleniliyordu.
İş Gücüne Katılım Oranı = Beklenti Aralık ayına göre değişimin olmayacağı yönündeydi. Yani %62.6 oranının sabit kalması bekleniyordu.
Ortalama Saatlik Kazançlar ( Aylık ) = Beklenti Aralık ayına göre %0.3 artış olacağı yönündeydi.
Şimdi açıklanan verileri hatırlatarak yorumlayalım;
Öncelikle TDI verisi… 190 bin olan piyasa beklentisinin altında 151 bin olarak açıklandı. Hiç şüphesiz ABD ekonomisine yönelik olumsuz bir istihdam performansı olduğunu söyleyebiliriz. Yani dolar negatif… Hatta Aralık ayında açıklanan 292 bin olan verinin de 262 bine revize edildiğini görmekteyiz. Yalnız acele etmemek gerek. Çok defa kötü performans gösteren istihdam piyasasının hava şartlarına bağlandığına şahit olmuştuk. Dolayısıyla ABD ekonomisini bir aylık dataya göre değerlendirmek yanlış olacaktır. TDI verisinin yanında açıklanan diğer dataları da dikkate almak gerekiyor.
Bu noktada işsizlik verisi dikkat çekici dataların başında geliyor. Piyasa beklentisinin Ocak ayında %5 oranında bulunduğunu belirtmiştik. Fakat datanın %5 seviyesinin de altında %4.9 şeklinde açıklandığını görüyoruz. Bu veri Kasım 2007’den bu yana görülen en düşük seviyeye tekabül ediyor. Hem de iş gücüne katılım oranının %62.6 seviyesinden %62.7 seviyesine yükselirken… Yani ekonominin çarkları iş gücüne yeni katılan kitlelere de istihdam üretecek düzeyde dönüyor. Oldukça pozitif bir görüntü olması dolaysıyla düşük gelen TDI verisine rağmen ABD dolarının küresel ölçekte değer kazandığını görüyoruz.
Doların değerlenmesini sağlayan bir diğer önemli veri de ortalama saatlik kazançlar datası… Piyasa beklentisi %0.3 olmasına rağmen data %0.5 oranında açıklandı. Bilindiği gibi FED bir süredir istihdam piyasasının kuvvetli bir trend halinde olduğunu belirtiyor. Yalnız enflasyon konusunda ise endişeler bir hayli faiz. Bu noktada küresel çapta enflasyon için iki şartın bulunması gerekiyor. Birincisi gir maliyetlerinin artması - ki burada petrol fiyatlarına vurgu yapıyoruz- ikincisi ise küresel talepte artışın meydana gelmesi sonucu fiyatlar genel seviyesinin yukarı yönde hareketlenmesi. İşte ücret artışları bu ikinci sınıf içerisinde değerlendiriliyor. Yani ekonomi teorisine göre gelir artarsa harcamalarda artıyor. Bu bağlamda ABD’de ücretlerin beklentilerden daha yüksek hızda artması enflasyon beklentilerini de güçlendiriyor. Dolayısıyla bu verinin de ABD dolarını pozitif yönde etkilediğini söyleyebiliriz.
Yalnız şunu önemle belirtelim ki tüm bu verilerin FED’in Mart ayında ikinci kez faiz artırımına gitmesini sağlamaktan uzak olduğunu düşünmekteyiz. Sonuçta global çapta gözlemlenen belirsizlikler endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarında ise zayıf seyrin sürmesi enflasyon beklentilerini baskılamaya devam edecektir. Çin piyasalarının durulduğunu da kısa vadede kimse söyleyemiyor. Dolayısıyla verilerin önemini göz ardı etmemekle birlikte küresel ölçekte fon akımlarının seyri ve belirsizliklerin yarattığı yüksek volatilite ana gündem maddesi olmaya devam edecektir.