Hafta başı itibariyle açıklanan verilere baktığımızda;
ABD’de ISM imalat PMI 51,7 ile beklenti üzerinde geldi, ancak sektördeki düşüş Haziran’da da devam etti.
ISM hizmet PMI Haziran’da 55,1’e gerileyerek son 2 yılın en düşüğüne indi.
ADP özel sektör istihdam Mayıs’taki sert düşüş sonrası Haziran’da da 102 bin ile beklenti altında kaldı.
Fabrika siparişleri Mayıs’ta aylık %0,7 geriledi.
Çin’de Caixin imalat PMI 3 aylık toparlanmanın ardından yeniden kritik 50,0 eşiğinin altına indi.
Caixin hizmet PMI da 3 aylık toparlanmayı koruyamadı ve 52,0 seviyesine geriledi.
İngiltere’de hizmet PMI 50,2 seviyesine gerilerken imalat PMI 48,0 ve inşaat PMI 43,1’e gerileyerek son yılların en düşük seviyesine indi.
Almanya’da imalat PMI 45,0 ile daralma yönlü zayıflamayı sürdürürken perakende satışlar %0,6 azaldı. Fransa ve İtalya’da da imalat ve üretim PMI verileri beklenti altında kaldı.
Euro Bölgesi imalat PMI tekrar 47,6’ya geriledi, ÜFE yıllık bazda %1,6’ya inerken aylık bazda değişim yaşanmadı.
PMI olarak adlandırılan ve içinde ayrı ayrı imalat, hizmet, inşaat ve diğer bileşenleri gösteren sektörlerde 50,0 seviyesi eşik olarak izlenir ve bu seviye üzerinde yükselişin devam etmesi o sektörün güçlendiği 50,0 seviyesi altında düşüşün devam etmesi de o sektörün zayıfladığı anlamına gelir.
2018’in 2. çeyreğine kadar önemli ekonomilerdeki PMI rakamları oldukça iyiydi, ancak hem küresel hem de bölgesel risklerle düşüş eşiğe kadar inerken özellikle Çin ve Almanya’daki düşüş daha hızlı oldu. ABD’de ise 2019 2. çeyrek itibariyle durum zorlaşmaya başladı.
Sektörlerdeki zayıflamanın en önemli nedeni ise ticaret savaşları, ABD-Çin arasındaki karşılıklı yaptırımlar ve dönem dönem devam eden sonra tıkanan müzakereler sektör yöneticilerinin temkinli olmasına ve beklemeye geçmesine neden oldu. Brexit belirsizliği, İtalya sorunu ve zayıf enflasyon da Euro Bölgesi’ne yeni riskler yarattı.
Yarın açıklanacak tarım dışı istihdamın öncü göstergeleri kötü ve istihdam-ücretlerin de Haziran’da beklenti altında kalması durumunda Fed için Temmuz ayı faiz indirimine başlangıç olabilir. Özellikle ücretlerde belirgin bir artışın yaşanmaması hem harcamaların düşük hem de tüketime bağlı enflasyonun zayıf kalacağına işaret olacak.
Fed ya da ECB’nin genişlemeci para politikasına geçmelerinde en çok küresel riskler etkili ve riskler tüm ekonomiler için geçerli olduğundan faiz indirimlerinin gelişen piyasalar üzerindeki iyimser etkisi de istendiği kadar olmayabilir.
Yarınki istihdam verisi Fed için şimdi mi, sonra mı kararında belirleyici özelliğe sahip.