Şimdiye kadar yılın başından beri istikrarlı bir şekilde artan fiyatlar ile 2019, petrol yatırımcıları için iyi, aylardır resesyonun yaklaşmakta olduğunu tahmin eden analistlere ve pek çok gözlemciye sürpriz bir yıl oldu. Ancak küresel ekonomideki gerileme gittikçe güçlenirken, iyi haber/kötü haber sarkacı sonunda ağırlıkla negatif tarafa kayabilir. Yine de aynı zamanda, sıkılaşan arz, petrol yatırımcılarının majör petrol üretici ülkelerdeki gelişmeleri yakından izleyeceği ve bu çatışma sinyalleri de sürprizlerin devam edebileceği anlamına geliyor.
1. Küresel Ekonomik Göstergeler
Daha çok ekonomik gösterge, yaklaşan küresel ekonomik durgunluk işaretlerinin arttığını gösteriyor. Bu, petrol piyasasında durgunluğa veya düşüşe neden oluyor, çünkü yatırımcılar ekonomik bir durgunluğun ham petrole ve ilişkili ürünlere olan talepte düşüş ile sonuçlanacağından korkuyor.
Çin ve ABD arasındaki ticari görüşmelerin durumu her zaman petrol talebine ilişkin beklentiler üzerinde baskı yarattı ancak son gelişmelerin bir kısmı daha büyük endişeleri canlandırdı. Wall Street Journal raporuna göre, küresel çapta hükümet tahvil verimleri pek çok yılın yeni düşük seviyelerine geriledi. Bu, resesyonun ufukta olduğu anlamına gelmiyor, ancak yatırımcıların ekonomi sağlığına ilişkin endişeli olduğuna işaret ediyor.
Morgan Stanley’den bir analist bu haftanın başında ABD’nin “resesyon nöbetinde” olduğunu söyleyerek ateşe körükle gitti. IHS Markit’e göre ABD’de mamul mal siparişi Nisan ayında beklenenden daha büyük düşüş yaşadı ve ABD imalatında işletme aktivitesi üç yılın düşük seviyesine geriledi.
İlgi yavaşlayan ekonomik aktiviteyi gösteren indikatörlerde olmaya devam ettikçe, petrol fiyatlarının artması mümkün değil.
2. Petrol tedarikleri
Aynı zamanda petrol talep görünümü negatife dönerken, petrol arzı da gerçek anlamda daralıyor. Mayıs ayı İran’ın petrol ihracatında büyük bir düşüş olduğunu ortaya çıkardı. TankerTrackers.com’a göre Mayıs ayının ilk 21 gününde 137.000 varil ihraç edildi. İran petrolü taşıyan tankerlerin yola çıkmasından dolayı bu rakamlar artabilir ancak İran’ın ihracat miktarı Nisan ayındaki 1 milyon varil olan ihracatının çok altında olacak.
Diğer OPEC ülkelerinin üretimi de karışık durumda. Platts’e göre, Venezuela ihracatı Nisan ayında (çok az bir artışla) günlük ortalama 780.000 varil olurken, Angola üretimi 2007’den bu yana görülen en düşük seviyede. Nisan ayında günlük yalnızca 1,41 milyon varil üretildi.
Suudi Arabistan Mayıs ayında üretimini tahmin edilen 10 milyon varile yükseltse de, Suudi Arabistan’ın Nisan üretimi de düştü (yalnızca 9,82 milyon varil). Petrol üretimi Haziran ayında artabilir, ancak Suudi Arabistan bunun müşteri talebine bağlı olduğunu söylüyor.
Rusya’nın üretimi ve ihracat durumu, kirlilik ile risk altında olmayı sürdürüyor. Sorunun Nisan sonunda çözülmüş olması bekleniyordu ancak şimdi, normal petrol ihracatının Haziran ayına kadar devam edemeyeceği tahmin ediliyor. Rusya’da petrol üretimi OPEC+’ın günlük 11,18 milyon varil olan kota hedefinin altında, 11,126 milyon varil seviyesine düştü. Dev Kashagan sahasındaki üretimi 16 Mayıs’ta yeniden açılsa da, Kazakistan’da petrol üretimi hala normal seviyelerin altında.
3. Benzin Üretimi
Amerikan tüketicileri rekor seviyelerde benzin talebi gösteriyor ancak bazı ABD rafinerileri bunu korumakta zorlanıyor. Küresel çapta, ağır ham petrolde sıkıntı görüyoruz. Venezuela’nın ekonomik problemleri kadar, ABD’nin İran ve Venezuela üzerindeki yaptırımları da bu ülkelerdeki üretimi ve ağır ham petrol ihracatını azalttı.
Ağır ham petrole alternatif olan kaynaklar bazı rafineriler için elde etmenin zor olduğunu kanıtlıyor. Midwest’teki ABD rafinerileri Kanada’dan ağır ham petrol alıyor ancak Körfez bölgesindekiler Venezuela’ya bağlıydı. Kolombiya bir miktar ağır ham petrol sağladı ancak ağır ham petrol fiyatları yükseldi ve bu rafinerilerin marjları küçülüyor.
Bu noktada benzin fiyatları beş yıllık ortalamanın yine de altında ancak yeteri kadar ağır ham petrolü garantileyemezlerse, rafinerilerin bu yaz tam kapasiteden daha düşük seviyede çalıştığını görebiliriz.